Yazılarım

Gökyüzü tavan gibi alçalmış, gri bir el şehri avuçlarının içine almış; nefes aldıkça boğazımda an be an artan kurşuni ağırlığı hissediyorum. Üzerimde herkesin yükünü bir başkasına taşıtmaya çalıştığı günlerin yorgunluğu. Etrafımdaki binalar kirli sarı. Yüzyılların isini taşıyan kireçtaşı surlar gibi yükseliyorlar. Her taşta bitkinlik, her pencerede...

Hayal_et

01.04.2026

Şu an bu satırları okurken parmak uçlarınızın değdiği ekranın sıcaklığını muhtemelen

Eğitimi sadece etiket değil, toplumsal dönüşüme dair bir mekanizma olarak yeniden kurgulamaktan geçiyor Bugün eğitimdeki yönsüzlükten bahseden pek çok makale düştü önüme? Kimisi akademik kimisi sokağı anlatıyordu

Dün, koyu gölge vaktinde, iki kıymetli hocamla kelimelerin kalbe değdiği bir an yaşadık.

İntihar, kendi ruhuna tanıklık edenlerin anlatımında yok oluş değil, yaşamın en sancılı biçimde anlamlandırılmasıdır. Edebiyat, bu sancıyı ortaya çıkaran bir ayna, varoluşun en kırılgan anlarını ölümsüzleştiren bir sahnedir. Öyleyse edebiyat, intiharın karanlık sınırlarında dolaşırken şu soruyu ortaya atar: İnsan, kendi ruhuna tanıklık sırasında...