Yazılarım

Eğitimi sadece etiket değil, toplumsal dönüşüme dair bir mekanizma olarak yeniden kurgulamaktan geçiyor Bugün eğitimdeki yönsüzlükten bahseden pek çok makale düştü önüme? Kimisi akademik kimisi sokağı anlatıyordu

Bir zamanlar ayaklarımızın altında duran toprak ekranların soğuk camına dönüştü; parmak uçlarımızla dünyanın nabzını tuttuğumuzu sanıyoruz ama kendi ruhumuzun sesini kaybediyoruz. Topraktan veriye, unutuştan algoritmaya savrulduk. Peki, hâlâ kendimize tutunabilir miyiz?

İntihar, kendi ruhuna tanıklık edenlerin anlatımında yok oluş değil, yaşamın en sancılı biçimde anlamlandırılmasıdır. Edebiyat, bu sancıyı ortaya çıkaran bir ayna, varoluşun en kırılgan anlarını ölümsüzleştiren bir sahnedir. Öyleyse edebiyat, intiharın karanlık sınırlarında dolaşırken şu soruyu ortaya atar: İnsan, kendi ruhuna tanıklık sırasında...