Yazılarım
Işıktan Körlük
Bir zamanlar ayaklarımızın altında duran toprak ekranların soğuk camına dönüştü; parmak uçlarımızla dünyanın nabzını tuttuğumuzu sanıyoruz ama kendi ruhumuzun sesini kaybediyoruz. Topraktan veriye, unutuştan algoritmaya savrulduk. Peki, hâlâ kendimize tutunabilir miyiz?
Yarım kalmış şeyler sizinle arasında görünmez bir bağ kurar, gündüz usulca kolunuzdan çekiştirir, gece uykunuzun tam ortasında kalbinizi yoklar. Zihninizin en sessiz anında bile ışığı yanık bir oda gibi belirir.
İntiharın Edebiyatta Yankılanan Poetikası
İntihar, kendi ruhuna tanıklık edenlerin anlatımında yok oluş değil, yaşamın en sancılı biçimde anlamlandırılmasıdır. Edebiyat, bu sancıyı ortaya çıkaran bir ayna, varoluşun en kırılgan anlarını ölümsüzleştiren bir sahnedir. Öyleyse edebiyat, intiharın karanlık sınırlarında dolaşırken şu soruyu ortaya atar: İnsan, kendi ruhuna tanıklık sırasında...
Köküne Yabancı Olanın Gövdesi Uzun Olmaz
Ağaçlar hâlâ dik, yapraklar yeşil, gövdeler kalın. Ama çürüme başlamışsa yeşil bile yalandır. Ve çürüme çoktan başladı.





