Hıdırellez ve İflah Olmaz İnsan İnadı
Dünya üzerinde kaç inanış vardır ki; imkansızı gül ağacının dibine, bir kâğıt parçasının sessizliğine sığdırsın?
Dünya üzerinde kaç inanış vardır ki; imkansızı gül ağacının dibine, bir kâğıt parçasının sessizliğine sığdırsın?
Dün, bir alışveriş merkezinin göz alan ışıkları altında, zamanın ikiye bölündüğü sarsıcı saniyede durdum. 22 Nisan'dı; bir sonraki güne duyulan saf, çocuksu heyecan havada asılıydı. Vitrinlerin önünde, yeni alınmış pabuçlarının gıcırtısını birer madalya gibi taşıyan, kırmızı-beyaz tişörtlerinin içinde kalbi kuş gibi çırpınan çocuklar gördüm....
Modern Aile Yapısı ve Yuva Kavramı: Eşya mı İnsan mı Daha Kıymetli?
Güneş henüz şehrin gri, yorgun suratına dokunmadan, içimizdeki devasa çark çoktan gürültüyle dönmeye başlıyor. Daha gözümüzü açmadan, yastığa başımızı koyduğumuz o birkaç saatlik uykunun teyel yerlerinden sökülüyoruz. Çaydanlık kaynamadan önce, belki bir kadın cinayeti haberiyle içimiz yanıyor. Ev halkı uykunun huzurlu limanındayken, zihnimizde bin...
Dün, koyu gölge vaktinde, iki kıymetli hocamla kelimelerin kalbe değdiği bir an yaşadık.
Anadolu'nun Tarihi Hafızasından Sürdürülebilir Kimlik ve Küresel Stratejiye
Gökyüzü tavan gibi alçalmış, gri bir el şehri avuçlarının içine almış; nefes aldıkça boğazımda an be an artan kurşuni ağırlığı hissediyorum. Üzerimde herkesin yükünü bir başkasına taşıtmaya çalıştığı günlerin yorgunluğu. Etrafımdaki binalar kirli sarı. Yüzyılların isini taşıyan kireçtaşı surlar gibi yükseliyorlar. Her taşta bitkinlik, her pencerede...
Şu an bu satırları okurken parmak uçlarınızın değdiği ekranın sıcaklığını muhtemelen
Bir zamanlar ayaklarımızın altında duran toprak ekranların soğuk camına dönüştü; parmak uçlarımızla dünyanın nabzını tuttuğumuzu sanıyoruz ama kendi ruhumuzun sesini kaybediyoruz. Topraktan veriye, unutuştan algoritmaya savrulduk. Peki, hâlâ kendimize tutunabilir miyiz?